Filmler

A Wedding Suit (1976)

A Wedding Suit (1976), İranlı yönetmen Abbas Kiarostami’nin erken dönem kısa filmlerinden biridir. Film, Tahran’da bir terzide çırak olarak çalışan üç gencin hikâyesini anlatır. Varlıklı bir aile, oğullarına düğün için bir takım elbise diktirir. Ancak elbise hazır olunca, çocuklar onu gizlice giyip denemeye karar verirler. Bu masum görünen merak, sınıfsal farklılıkları, gençlerin hayallerini ve toplumdaki adalet duygusunu incelikle ortaya koyar.

Gerçekçi anlatımı, sade üslubu ve toplumsal gözlemleriyle Kiarostami’nin sonraki büyük yapıtlarının habercisi kabul edilen bu film, gençlik, eşitsizlik ve masumiyet üzerine bir hikâye sunar.


The Traveler (Mosafer) (1974)

The Traveler (Mosafer, 1974), İranlı yönetmen Abbas Kiarostami’nin ilk uzun metraj filmidir. Film, küçük bir kasabada yaşayan futbol tutkunu Qassem adlı çocuğun hikâyesini anlatır. Tahran’da yapılacak bir maçı izlemek için para bulmaya çalışan Qassem, türlü yaramazlıklara ve hayal kırıklıklarına rağmen hayalini gerçekleştirmeye kararlıdır.


The Experience (1973)

Abbas Kiarostami’nin “The Experience” (Tajrobe, 1973) filmi, onun ilk uzun film denemesi olarak kabul edilmektedir.
Film, Tahran’da bir fotoğraf stüdyosunda çırak olarak çalışan genç Hüseyin’in hikâyesini anlatır. Hüseyin sessiz, içine kapanık ve yoksul bir delikanlıdır. Aynı binada oturan varlıklı bir ailenin kızına âşık olur. Ancak sosyal sınıf farkı ve onun içine kapanıklığı, aşkını dile getirmesini neredeyse imkânsız hale getirir. Hüseyin’in saf duyguları ile gerçek hayatın katı sınırları arasındaki çelişki, film boyunca izleyiciyi etkiler.


Harmonica (1974)

Bir sahil kasabasında geçen öyküde, zengin bir çocuğun getirdiği mızıka (harmonica) diğer çocukların ilgisini çeker. Ama çocuk, mızıkayı kimseyle paylaşmaz, kendi kurallarını yaratır. Çocuklar arasında kıskançlık, güç ilişkileri ve adalet arayışı ortaya çıkar.


The Runner (1991)

Amir Naderi’nin en bilinen filmlerinden olan The Runner, yoksul bir liman kentinde yaşayan yetim bir çocuk, hayatını su satarak, şişe toplayarak ve küçük işlerle uğraşarak geçirmektedir. Onun en büyük tutkusu koşmaktır. Çocuğun yaşam mücadelesi, özgürlük ve umut arayışı, filmde metaforik bir biçimde işlenir. İran Yeni Dalgasının önemli yapıtlarından biri kabul edilir ve çocukluk, yoksulluk ve umut temalarını evrensel bir dille anlatır.


For My Country (2022)

For My Country – Rachid Hami’nin, Fransız bir gencin askeri okulda trajik ölümünün ardından ailesinin adalet arayışını konu alıyor. Aile, onur, kimlik ve adalet temalarını dokunaklı bir şekilde işleyen bu yapım, izleyiciyi derinden etkileyen bir dram.


Costa Brava, Lebanon (2021)

Mounia Akl’in yönettiği bu distopik drama, Lübnan’da yakın bir gelecekte geçiyor. Ailesiyle birlikte Beyrut’un kirliliğinden kaçan Soraya ve Walid, dağlarda kendi ekolojik cennetlerini kurarlar. Ancak, yanlarına inşa edilen yasa dışı bir çöp sahası, huzurlu yaşamlarını tehdit eder. Film, çevresel adaletsizlik ve aile içindeki gerilimleri derinlemesine işler.


Asako I & II (2018)

Ryūsuke Hamaguchi’nin yönettiği bu Japon romantik dramı, Osaka’da yaşayan genç Asako’nun, özgür ruhlu Baku’ya aşık olduktan sonra birden kaybolmasıyla başlar. İki yıl sonra Tokyo’da; Asako, Baku’ya tıpatıp benzeyen işadamı Ryohei ile tanışır ve yeni bir ilişkiye başlar. Ancak, geçmişin izleri ve Asako’nun içsel çatışmaları, ilişkilerini karmaşıklaştırır. Film, kimlik, aşk ve zamanın etkisi üzerine derinlemesine bir keşif sunar.


Paranoid Park (2007)

Paranoid Park (2007), Gus Van Sant’in yönettiği, ergenlik, suçluluk ve kimlik arayışını derinlemesine işleyen bir dramadır. Blake Nelson’ın aynı adlı romanından uyarlanan film, genç bir kaykay tutkununun, bir güvenlik görevlisinin ölümüne neden olduktan sonra yaşadığı içsel çatışmaları ve suçluluk duygusunu keşfeder. Van Sant, amatör oyuncularla çalışarak, ergenlik döneminin karmaşık duygusal dünyasını özgün bir şekilde yansıtır. Film, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışmış ve 60. Yıldönümü Özel Ödülü’nü kazanmıştır.


Menina (2017)

Menina (2017), Portekizli yönetmen Cristina Pinheiro’nun imzasını taşıyan, 1970’lerin sonlarında Fransa’ya göç eden bir Portekizli ailenin küçük kızının içsel yolculuğunu anlatan bir drama filmidir. Fransa’da yeni bir hayata başlayan 8 yaşındaki Luísa, annesinin ilgisizliği ve babasının alkol bağımlılığıyla baş başa kalır. Luísa, çevresindeki dünyayı anlamaya çalışırken, ailesinin geçmişindeki travmaların gölgesinde kendi kimliğini bulmaya çabalar. Film, çocukluk masumiyeti ve aile içindeki karmaşık ilişkileri derinlemesine işler.


These Are The Rules (2014)

Ognjen Sviličić’in yönettiği bu Hırvat drama filmi, sıradan bir ailenin hayatının bir anda altüst oluşunu konu alıyor. Aile, oğullarının başına gelen trajik bir olay sonrası adalet arayışına girer ve devlet mekanizmalarının yetersizliği ile yüzleşir. Film, modern toplumda aile bağları, adalet ve çaresizlik temalarını güçlü ve etkileyici bir şekilde işler.


If Only I Could Hibernate (2023)

Zoljargal Purevdash’ın yönetmenliğini üstlendiği bu ilk uzun metrajlı dram, Ulaanbaatar’ın yoksul bölgesinde yaşayan 14 yaşındaki Ulzii’nin hikâyesini anlatıyor. Matematik ve fiziğe olan yeteneğiyle dikkat çeken Ulzii, bir bilim yarışmasına katılarak yurtdışında eğitim alma hayali kurmaktadır. Ancak annesinin alkol bağımlılığı nedeniyle köyde çalışmaya gitmesiyle, Ulzii küçük kardeşlerine bakmak zorunda kalır ve eğitimine devam etmek için yasa dışı odun kesimi gibi tehlikeli işlere girer. Film, eğitim, aile sorumluluğu ve kişisel hayaller arasındaki çatışmayı derinlemesine işler.